Sisteminizde Flash Yüklü Olmalıdır!

Get Adobe Flash player

Sisteminizde Flash Yüklü Olmalıdır!

Get Adobe Flash player

MEME HASTALIKLARINDA TANI......27/09/2011

MEME HASTALIKLARINDA TANI......

Facebook'ta Bu Makaleyi Paylaş Tüm Makaleler

MEME HASTALIKLARINDA TANI......

 

MEME HASTALIKLARINDA TANI......
Meme kanseri kadınların bir çoğunun korkulu rüyası olup, kadın cinsiyette en sık rastlanan kanser türüdür. Ülkemizde sağlık bakanlığı verilerin göre kadınlarda görülen kanserlerin yaklaşık %23 ünü oluşturmaktadır. Bu nedenle meme kanserinin erken tanısı çok önemli bir durumdur. Bu konuda bilgi sahibi olmak kadınları gereksiz kaygılardan uzaklaştıracak, erken tanıya da büyük katkı sağlayacaktır.
MEME KANSERİ AÇISINDAN KİMLER RİSK GRUBUNDA?
Kötü huylu meme hastalıkları açısından kadın cinsiyet, annesinde, kız kardeşinde meme kanseri olanlar, erken adet görmeye başlayan geç menopoza girenler, uzun süre doğum kontrol hapı gibi hormonal ilaç kullananlar risk grubundadır. Ayrıca bir memesinde kanser olanlarda diğer memede de kanser görülme şanssızlığı yüksektir. Bunun yanında sigara, alkol kullanımı da riski artırmaktadır.
MEME HASTALIKLARININ BELİRTİLERİ NELERDİR?
Memede yumru(kitle) varlığı, meme cildinde kısa sürede geçmeyen kızarıklık, yara, ciltte kabalaşma (Portakal kabuğu görünümü), meme başında sonradan ortaya çıkan çekinti-çökme, meme başından akıntı(özelikle kanlı) olması, koltuk altında yumruların belirmesi üzerinde hassasiyetle durulması gereken erken belirtiler olabilir. Memede ele gelen kitle hemen incelenmesi gereken bir durumdur.
MEME KANSERİNDEN KORUNMAK ve ERKEN TEŞHİS İÇİN NE YAPMAK LAZIM?
Özellikle risk grubunda olan kadınlar bir uzman tarafından muayene edilmeli ve önerilere riayet etmelidir. Risk taşımasalar bile 40 yaşına kadar 3 yılda bir, 40 yaşından sonra her yıl hekim muayenesinden geçmelidir. Yukarıda andığımız risk grubunda yer alan kadınlar her yıl düzenli olarak kontrolden geçmelidir. Muayene bulgularına göre USG ve/veya Mamografi incelemesi yapılabilir, gerekirse ek görüntüleme yöntemleri ve biyopsiye kadar uzanan bir süreç takip edilebilir. Bunlara ek olarak erken teşhis ve farkındalık noktasında her kadının düzenli bir şekilde kendi kendine meme muayenesi yapması en kolay ve pratik bir yöntemdir. Kendi kendine meme muayenesi her ay düzenli olarak yapılmalıdır.
KENDİ KENDİNE MEME MUAYENESİ NE ZAMAN ve NASIL YAPILIR?
Menopoz öncesi kadınlarda adet kanamasından yaklaşık 3-4 gün sonra, menopoz sonrasında kendilerince belirledikleri bir günde (Örneğin her ayın 1. günü gibi) ayna karşına geçip önce meme şekli ve cilt değerlendirilmeli(görsel muayene), ardından elle muayeneye geçilmelidir. Görsel muayenede her iki memenin simetrik olması, meme başlarının çökük olup-olmadığı, meme cildinin renk ve görünümü değerlendirilmelidir.
Elle muayenede, memenin dış konturundan meme başına doğru önce ışınsal tarzda daha sonra meme başından dışarıya doğru halkasal tarzda tüm meme taranmalıdır. Elle muayenede 2., 3. ve 4. parmakların son boğumlarının iç kısmındaki yumuşak doku kullanılmalıdır. Meme dokusu önce çok bastırmadan (yüzeyel), daha sonra bir miktar daha baskı uygulayarak tüm dokuyu hissedecek sertlikte muayene edilmelidir. İlk 2-3 ay(siklus) meme yapısı tanınacak ve bundan sonraki muayenelerde olası yeni lezyonlar büyük bir oranda kendilerince tespit edilebilecektir. Kendi kendine meme muayenesi esnasında meme başı akıntısı, daha önceden meme başında olmayan çökme, ciltte kabalaşma-renk değişikliği, kitle gibi şüpheli bir bulguya rastlarsa hekime müracat edilmelidir.
MEME HASTALIKLARININ TANISINDA HANGİ RADYOLOJİK YÖNTEMLER, NE ZAMAN KULLANILMAKTADIR?
Meme kanseri taramasında dünyada kabul edilen yöntem mamografidir.
Ancak 40 yaşına kadar Ultrasonografi (USG) öncelikli radyolojik yöntem olup, gerekirse mamografik inceleme yapılır. 40 yaşından sonra bir baz mamografi tetkiki yapılmalıdır. Bundan sonra mamografik incelemenin hangi aralıkta yapılması gerektiği konusunda tam bir ortak yaklaşım sağlanamamıştır. Avrupa ülkeleri 2 yılda bir derken, Amerika'da her yıl mamografi yapılması ağırlıklı görüştür. Bizde 40 yaş üstü Menopoza giren kadınlarda her yıl mamografi çekilmesini önermekteyiz. Mamografi gerekirse USG ile desteklenebilir.
Bunların dışında tamamlayıcı tetkikler olarak sintigrafik yöntemler (sintimamografi), Meme MR'da kullanılabilir.
Şüpheli lezyonlara biyopsi yapılır ve mikroskopik düzeyde tanı konulur.
USG ya da MAMOGRAFİ ÇEKTİRMEK ZARARLI MIDIR?
Bu konu kadınlar arasında çok speküle edilen bir durumdur. Toplumumuzda meme incelemesinden sırf bu nedenle çekinen hiçte azımsanmayacak sayıda kadın vardır.
Oysa ki USG ses dalgalarının doku ile etkileşimi prensibince çalışan bir inceleme yöntemi olup, günümüzde bilimsel olarak gösterilebilen bir zararı yoktur. Mamografi ise X ışınlarının dokuyu geçme kabiliyetlerinden faydalanılarak gerçekleştirilen radyasyon içeren bir tetkiktir. Ancak mamografi incelemesi sırasında alınan radyasyon dozu beklenen fayda göz önünde tutulduğunda kabul edilebilir sınırlardadır. Zaten modern dünyada günlük yaşantımızda radyasyondan arınmış bir ortam bulunmamaktadır. Cep telefonları, internet sağlayıcıları gibi radyasyon kaynağı bir çok teknoloji ürünü hayatımızın ayrılmaz bir parçası olmuştur. Yaklaşık olarak mamografi çekimi sırasında alınan radyasyon miktarı bir yılda doğadan aldığımız radyasyon miktarına eşittir. Ayrıca meme dokusu 40-50 yaş öncesinde radyasyondan daha çok etkilenmekte olup, bu yaşlardan sonra radyasyonun meme üzerine olan olumsuz etkilerinde bir azalma izlenmektedir. Mamografi zararlı mıdır? sorusuna şöyle bir örnek ile açıklık getirmekte fayda var: Ateşi ısınmak için kullanırsak yararlı, koca bir ormanı yakmak için kullanırsak zararlıdır. Dolayısıyla zararlı olan 'ateş' değil, 'ateşi yanlış ve gereksiz kullanmaktadır.
MAMOGRAFİ ÇEKİMİ NEDEN AĞRILIDIR?
Hastaların mamografi çekimi sırasında en çok şikayetçi oldukları konu memenin sıkıştırılması ve buna bağlı ağrı duyulmasıdır. Evet mamografi çekimi sırasında meme dokusunun tüm ayrıntısı ile incelenebilmesi için meme dokusunun tam olarak filme yansıtılması gerekir. Bazı ağrı eşiği düşük kadınlar bu durumdan şikayetçi olmaktadırlar. Neden bu denli baskılama yapılması gerektiğini daha iyi anlamak için şu örnek açıklayıcı olabilir; Bir kese dolusu mavi bilye ve aynı kese içinde farklı olarak bir tane kırmızı bilye olsun. Kırmızı bilyeyi bulmanın en iyi yöntemi kese içindeki bilyelerin düz ve geniş bir zemine olabildiğince yayılmasıdır. Eğer yeteri kadar bir alana yayılma sağlanamaz ise kırmızı bilyeyi bulmak çok zor ve zaman alıcı olacaktır. Ki meme dokusunda patolojik bir doku varlığını(örnekteki kırmızı bilye) önceden bilmeden bu işlemi yaptığımızda unutulmamalıdır. Dolayısıyla meme dokusunun birbirinden ayrıştırılması için meme dokusuna kompresyon(baskı) uygulanmalı, üst üste gelen dokular olabildiğince açılmalıdır. Bu nedenle özellikle ağrı eşiği düşük kadınların bir kısmı ağrı duymakta ve bu durumdan rahatsız olmaktadır. Ancak memenin istenmeyen kötü huylu hastalıklarının teşhisinde şu anda en iyi tanı-tarama yöntemi hala mamografidir. Beklenen fayda göz önünde bulundurulduğunda, ağrı eşiği düşük kadınlar yılda bir kez bu duruma karşı daha mutedil yaklaşmalıdırlar.

Uzm.Dr. Ahmet ÖZDEN
Radyoloji